29 Temmuz 2009 Çarşamba

Kardeniz Usulu sıradışı pazarlama


Hürriyet gazetesi uyanıklık demiş ama bence militaris pazarlama örneği.

Pepsi Twist

Ağızdan Ağza Pazarlamanın Püf Noktaları

Ağızdan ağza pazarlamanın sırları, pazarlama topluluğu arasında genelde bilinmeyen, kabul görmeyen, unutulan ya da göz ardı edilen ilkelerdir. Büyük olasılıkla bunlar, rakiplerinizin kullanmadıkları ilkelerdir; bu nedenle de rekabette size müthiş güçlü bir araç sağlayabilir.Pazarlamanın 5 Sırrı1’inci sır: Yaygın kanının tersine, pazarlama bütün mesleklerin en soylularından biridir. Pazarlamanın, adi ve basit bir şey olduğu fikrini kabul etmeyin.Müşterilerinize, onların yaşamlarını güzelleştiren ve kolaylaştıran ürünler ve hizmetler sunduğunuzun farkında olun. Ürününüzün, müşteriye sunduğu özel değeri aklınızdan hiç çıkarmayın. İnsanlara sizin ürününüzden söz ettirecek nedenleri bulup çıkarmakta size yardım edecek olan şey o ürünün değerinin yaratacağı heyecandır.Müşterinin, sizin ürününüze sahip olmakla çok şanslı olduğunu, ona bir değer sunduğunuzu, ürününüzü satmakla müşteriye bir iyilikte bulunduğunuzu, müşterinin de o ürünü satın almakla (size değil) kendisine bir iyilikte bulunduğunu sürekli anımsayın. Ürününüzde, insanları gerçekten ondan söz etmeye götürecek ilginçliğin ne olduğunu düşünün. Ağızdan ağza iletişimi hızlandıracak bu gibi uyarıcılardan elinizde bol bol bulunmasını sağlayın.2’inci sır: Pazarlama, sizin hedefinize (müşterinize) yaptığınız bir şey değildir; müşteriye sunulan bir hizmettir.Pazarlamaya, müşteriye yaptığınız bir şeymiş gibi yaklaşmayın. Bu, sizin müşteriniz için yaptığınız bir şeydir. “Hedefler ve çok satanlar” açısından düşünmeyin. Bu tutum, olsa olsa gürültünün düzeyini bir iki çentik yükseltir ama büyük ölçüde örseleyici, müdahaleci ve bağırgan kampanyalara yol açar. Pazarlamanın ürün(ler) satmak olmadığını anlayın. Pazarlama, sizin ürününüzü satın alması için müşterinize hizmet sunma yoluyla müşteriler kazanma ve onları elinizde tutma işidir. Ürününüzü kolay ve yalın bir seçim durumuna getirerek müşterilerin onu almalarını sağlayın. Kendinize hizmet eden özellikleri vurgulamayın; bunun yerine, gerçekten fark yaratan gerçek üstünlükleri -insanların söz edecekleri yararları- vurgulayın.Yalnızca ucuzluk kampanyası değil, ucuzluk yapın. Daha da iyisi, bir ilişki bağı kurun.3’üncü sır: Müşterinizin en iyi kararı vermesine yardım etmek demek, o müşteri için elinizde en iyi ürünün bulunması demektir.Ürününüzü bu kadar harika kılan şeyle duygusal ilişkiye girin. Müşterinizin, başkalarıyla konuşma ve o ürünü alma arzusu duyması gerekir. Siz kendiniz şevk duymuyorsanız, arzu ve heves yaratacak kıvılcımı yakamazsınız. İnsanlar, başkalarıyla her şeyden çok, bir tür duygusal ilişki kurdukları şeyler hakkında konuşurlar.4’üncü sır: Dürüst pazarlama, yalnızca olanaklı olmakla kalmaz, aynı zamanda pazarda üstünlüğü sürdürebilmenin tek yoludur. Ürününüzün, gerçekten üstün olan yanlarını en çok göze batacak biçimde -ama dürüstçe- büyütün, boyutlandırın ve vurgulayın.Düşük düzeyde -hatta ’Ben de aynıyım’ eşdeğerliğinde- bir ürüne razı olmayın. Ürününüzü, en çok sayıda insana, açık seçik bir avantaj getirecek biçimde tanıtın.Herhangi bir şey, herhangi bir zaman, herhangi bir yer konusunda -özellikle de ürününüzle ilgili olarak- gerçeği gölgelemeyin. Ürününüz hakkında -gerçeğin üstünü birazcık örterek bile olsa- yalan söylediğinizde, düzmece dünyasına girmiş olursunuz. Zihniniz, verilere bağlı kalmak yerine birtakım şeyler uydurmaya başlar. Ağızdan ağza pazarlama zincirinin sürdürülebilir olması için ürününüzün söylendiği gibi -hatta söylendiğinden daha da iyi- sonuç vermesi gerekir.5’ inci sır: İster inanın, ister inanmayın, aslında sizin ürününüzü doğru insanlar satın almak istemektedir. İşe insanları ikna etmeye çalışmakla başlamayın. Direneceklerdir.Çok değerli bir fırsat sunma tutumundan yola çıkın. Bunu başarmak için birtakım zihin oyunları yapmak zorunda kalıyorsanız, büyük olasılıkla ürününüz ve o ürünü sunuşunuz üzerinde biraz daha çalışmanız gerekecektir.İnsanlar, ürününüzün sağlayacağı yararı gerçekten istiyorlarsa, sizin yapmanız gereken şeyin, yalnızca onların bunu görmelerine yardım etmek olduğunu anlayın.

www.marjinal.com.tr

Marka Neyi Pazarlar?

Hiç düşündünüz mü? Neden bir marka kıyafet, saat ya da mobilya binlerce hatta onbinlerce dolarlık fiyatlarla alıcı bulur? Bazılarınız bu soruya şöyle yanıt verebilir: “Kendini özel hissetmek isteyen kimi insanlar pahalı markaları tercih eder.” Evet, doğru bir yaklaşım fakat tek başına yeterli değil. Benzer ürünler arasındaki fark yalnızca fiyatlandırma stratejisi ile yaratılmıyor, eğer öyle olsaydı, çoğu marka bu kolay yolla çok kazanç elde ederdi değil mi? Peki, neden bazı markalar daha yüksek değer ifade eder veya tüketiciler tarafından daha çok sevilir?P&G’nin eski marka yöneticilerinden biri olan Kevin Roberts, markaların piyasada tutunmak için tüketicileri kendilerine âşık etmeleri gerektiğini söylemişti. Peki, tüketiciler markaların nesine, neden aşık olur? Kevin Roberts, “Love Marks” isimli kitabından markaların performans, güven ve itibar sayesinde kurulduğunu, aynı zamanda gizem, tutku ve samimiyet gibi nitelikler taşıdıklarında ise aşık bir kitle oluşturabildiklerini anlatıyor. Bunun için de tüketici ile kurulan her iletişim kanalında bu duyguları uyandıracak deneyimler yaratmak gerektiğini savunur. Bu yaklaşım, özellikle günümüzde neden bu kadar önemli? Çünkü yoğun bir enformasyon dönemine girdiğimiz, bir devrim niteliği taşıyan bu yeni dönemde, her şey artık daha hızlı taklit edilebiliyor. Evet, bir ürünü kopyalayabiliyorsunuz, ama bir markayı asla! Çünkü markalaşmak orijinal olmakla ilgili bir durum. Tüketicinin zihninde benzersiz bir pozisyon alabildiğinizde, herkes, sizi istediği kadar taklit edebilir ama başarılı olamaz. Bu durumda markaların, bize bazı inanç ve değerleri yani bir kültürü pazarladığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla markamızın üzerine kurulu olduğu zemini çok iyi bilmek zorundayız. Artık kavramların rekabet ettiği bir dönemdeyiz. Bu nedenle markanızın geleceği için, hangi kavramlara sahip çıkmanız gerektiği çok önemli! Kaynak: Bu yazı Kolay İletişim tarafından KobiFinans için hazırlanmıştır.

Kosgeb Kanunu değişti

Sanayi sektörünün yanı sıra hizmet ve ticaret sektörlerinde faaliyet gösteren işletmeler de artık KOSGEB desteklerinden yararlanacak.Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı Kurulması Hakkındaki Kanunda değişiklik yapan tasarı, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.Yasaya göre, kanunun başlığında yer alan "sanayi" ibaresi, "işletmeleri" şeklinde değiştirilecek. Kuruluşun adı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı olacak, kısa adı yine KOSGEB olarak kullanılacak.İmalat sektörünün yanı sıra hizmet ve ticaret sektörlerinde faaliyet gösteren işletmeler de KOSGEB desteklerinden yararlanacak.Yasayla KOSGEB'in hedef kitlesi, imalat sanayi dışındaki küçük ve orta ölçekli işletmeleri ve girişimcileri de kapsayacak şekilde genişletilecek. Bir iş fikrine dayalı olarak kendi işini kurmak isteyen gerçek kişiler "girişimci" olarak tanımlanacak.KOSGEB'in vereceği hizmetler ve desteklerden yararlanacak işletmelere ilişkin sektörel ve bölgesel öncelikler, günün ekonomik ve sosyal şartlarına göre Bakanlar Kurulunca belirlenecek.Yasa, KOSGEB ile hukuki ihtilafı nedeniyle desteklerden yararlanamayan işletmelere de kolaylık getiriyor.Kullandırılan desteklerden, uygunsuzluğu tespit edilerek ihtilaflı hale gelen veya haklarında dava açılan işletmelerin, ana parayı yıl sonuna kadar bir kerede ödemesi, mahkeme masrafları ve vekalet ücretlerini karşılaması kaydıyla, bir kereye mahsus olmak üzere, faiz alacaklarından vazgeçilecek. Böylece, işletmeler KOSGEB desteklerinden herhangi bir işleme gerek kalmaksızın yararlanmaya devam edecek.

Kobi Nedir?

KOBİ : 250 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosu 25.000.000 (Yirmibeşmilyon) TL'yi aşmayan ve bu yönetmelikte mikro işletme, küçük işletme ve orta büyüklükteki işletme olarak sınıflandırılan ekonomik birim. Günümüzde KOBİ Tanımı sadece üretim sektörünü değil, aynı zamanda tüm servis sektörünü de kapsamaktadır. Bu aynen Kalite Güvence Sistemlerinin öncelikle üretim sektöründe başlayıp, sonradan servis sektörüne de yayılması gibidir.
KOBİ Tanımları çeşitli olmakla birlikte artık günümüzde sadece üretim sektörünü değil, aynı zamanda tüm hizmet sektörünü de kapsar hale gelmiştir. Bu aynen kalite güvence sistemlerinin öncelikle üretim sektöründen başlamakla beraber, şuan tüm hizmet sektörüne yayılması gibidir.

Firma Rehberi